30 12 2011

Aklıma esti diyemem, aklım hep böyle.

  Yazma havamdayım şu sıralar. Sanırım insan çok uçlarda hissettiğinde böyle oluyor. Hani ne yapacağını bilemediğinde, bir karar veremediğinde, bir adım ötesini göremediğinde… Yolunu devam etmek için hamleler yaparsın ama iyice batarsın ya hani… İşte o zamanlarda hep yazma hevesim oluyor.   En rahat burada anlatıyorum kendimi. Buradaki varlığımdan o kadar az insanın haberi var ki… Benim için günlük tutmak gibi bir şey burada yazmak. Günlük tutmaktan çok daha güvenli.  Belki diyorum, yazarsam görebilirim yapmam gerekeni, anlarım belki bir şeyler. Kendi kendime düşünerek bir uçtan bir uca savruluyorum. Ve buna hep başka insanlar neden oluyor. Başkalarının sorunlu hayatları, sorunlu düşünceleri, sorunlu kafa yapıları, sorunlu vicdanları… Ben vicdanıyla yaşamaya çalışan sıradan biriyim ve insanlara zarar veriyor sanırım bu yaklaşımım. Ben ne kadar doğru olmaya çalışırsam, her şey o kadar yanlış yapıyor bana.    Birine sevdiğimi belli etmeye çalıştığımda görmüyor bunu. Yani ben ne kadar seversem, ne kadar sevgimi gösterirsem o kadar kötü geri dönüyor bana. Ya sevgime inanmıyorlar ya sevgimle oynuyorlar. Ne zaman kendimi çeksem, ne zaman “Bitti, uğraşmak istemiyorum.” desem , yana yakıla etrafımda dönüyorlar. Ben istemiyorum bunu. Ben hem onları sevmek, hem de onların beni sevmesini istiyorum. Eş zamanlı olsa bunlar ve güzel vakit geçirsek sevgimizle. Ama ne yazık ki olmuyor. İki kişi aynı anda sevemiyor. Biri ne zaman vazgeçse diğeri devralıyor sevme işini. Yoruldum ben hem kaçmaktan hem kovalamaktan. Artık adam akıllı sevmek ve sevilmek istiyorum. Bu sefer hayatıma giren ya da hayatımda olan insanların yanında olma derecem buna bağlı olacak. Değer veriyorsam ve değer görüyorsam, o ... Devamı

29 12 2011

Bir Oyun Aşk

   Yalanlar girmiş hayatıma. Hatta doğru bildiğim ne varsa yalanmış. Sevmek kadar sevilmek lazımmış. Ama olmamış. Mış.. Mış.. Mış... Senle alakalı ne varsa zaten, hep bir varmış... Gerisi belli değil mi? Gerisi sensin işte. Gerisi hep bir yokmuşlar.  Gerisi bir gelip bir gitmelerin. Gerisi sensizlik, gerisi senden kalan aşk ama sensiz kalan kalp.  Ne varsa bende bıraktığın, bir hayat dolusu acı elimde. Adın, sesin, bakışların, anıların hep bir yara bende. Seni yaşamdan, kendi canımdan çok severken nasıl şimdi böyle oldu diye sorma. Sorma çünkü sensin yine sebebi. Nasıl bunca kör olduğumu sorma. Sorma çünkü sensin yine sebebi.  Senin hiç kapılmadığın bir rüzgara kapıldım. Senin hiç duymadığın, tatmadığın, hissetmediğin duyguları yaşadım. Senin hiç anlamayacağın kadar, senin tahmin bile edemeyeceğin kadar sevdim ben sadece. Sen bilmezsin anlamını ama aşkı yaşadım ben.  Bir gariptim bu aşkta. Çift kişi ile başlar zannedersin ama hep bir kişidir bu oyunda oynayan. Bir kişi oynayan olur, bir kişi oynanan. Sen oynayandın bu oyunda, ve kazandın. Ben kapıldım sana. Sen bilmesen de ben seni yaşadım her anımda.   Biliyordum gerçekleri, biliyordum oyunlarını... Biliyordum sevgisizliğini. Ama kandırdım kendimi. Ben kanınca tüm Dünya kandı. Ben ne dersem oydu çünkü, ben ne düşünürsem öyleydi dünya gözümde. Ve sen Dünyamdın. Tüm Dünya sendi gözümde. Kalple akıl arasında verilen bir savaş. Bir yalan uğruna bölünen bir hayat. Sen bir düşünceden öte değilsin, haklısın. Sen içimde büyüttüğüm bir yabancısın. Sevdiğimle, baktığım bir değil. Baktığıma, görmek istediklerimi koyup sevdim seni. En baştan yaratıp içimde öyle sevdim, öyle tutundum. Yanlış insan, yanlış zaman... ... Devamı

05 06 2011

Evrene gönderilen mesajlar...

       “Bir büyüydü, bozuldu. Hayat bu, düzen böyle.”   “ Ne zaman mutlu olursan bir şeyler ters gidecek, çünkü çok mutluyum telaşına kapılırsın ve evet, bir şeyler ters gider.”  Belki bir şeylerin ters gitmesinin nedeni budur; Ters gideceğinden korktuğumuz için, mutluluğumuzdan çok mutluluğun bozulacağını düşündüğümüz içindir. İstediğim hiçbir şey olmuyor diye ağlarız ya mutluluğumuz bozulduğunda, belki de isteklerimizi doğru gösteremiyoruzdur. Mutluluğu yaşamaktan çok mutluluğun bozulma korkusunu yaşadığımız ve gündemimiz bu olduğu için evren bizi böyle anlıyordur.  Bundan sonra böyle bir hataya düşmeyeceğim. Bunu anladım. Ne kadar şükredersem, sahip olduklarım için ne kadar minnet duyarsam, evren ya da Allah bana daha fazlasını gönderecektir. Çünkü gönderdiklerinin kıymetini bilmiş olacağım şükrederek, terslikleri düşünmeyerek.  Güne, “Nefes alabildiğim için şükürler olsun. Yaşamaya fırsatım olduğu için şükürler olsun. Elim, ayağım sağlam olduğu için şükürler olsun. Görebildiğim için şükürler olsun. Konuşabildiğim, duyabildiğim için şükürler olsun. Sevdiğim ve sevildiğim için şükürler olsun. Böyle bir yaşam standartına sahip olduğum için şükürler olsun.” Diyerek başlayacağım.  Cuma günü çok sevdiğim bir hocamın evine gittim ve aramızdaki yaşa aldırmadan onunla evren, ilişkiler, istenilenler ve mutsuzluklar üzerine konuştuk. Bana okuduğu kişisel gelişim kitabından bazı alıntılarda bulundu. İkimizde orada bir karar verdik, “Egolarımızın bizi yönetmesine izin vermeyeceğiz ve yıllardır ister istemez oluşturduğu... Devamı